Bir İyilik Eder Misin?!…

Giriş 01. Eyl, 2015 by - Blog - 1.106 kere okunmuş

Saatli marif takvimlerine göre 1 eylül’de, özetle ‘dünya barış günü’ nde kelimeler ile uzlaştım, imlalar ile mütebakata vardım ve yeni söze yine italik başladım. Bu defa daktilo kullanmadım, süslü virgüller atmadım, tek taş noktalar koymadım ama işin ucuzuna da kaçmadım, azıcık masraf yaptım ve ben bunları ham petrolle yazdım! Fosil yakıt kokusuna hassassan okuma sakın!…

Yalnızlığımı motelin vestiyerine bıraktım ve güneş diskalifiye olmadan önce gittim salaş bir restoranda, küçük bir kıyı balıkçısında soluğu aldım. Şiir manzaralı masama oturmadan önce, ellerimin kültürüyle gökten seyrelen güneşi uğurladım ve muntazamca ufkun avcuna kıvrılışını seyre daldım!?

Vakit pesimist bir tavırla ilerliyor, gün öğelerine ayrılıyor ve ay ışığı beyaz bir pike seriyor, yakamozlar Ege’nin açıklarını örtüyordu. Restorant hıncahınç dolu ve garsonlar siparişleri alıyordu. Bir yan masamda damıtılmamışın teki oturuyordu! Takındığı tavır ile sanki Darwin’i doğruluyordu. Pek ilkel davranıyor ve kılık kıyafeti fena halde sırıtıyordu. Bildiğin gece abajuru!…

Alcatraz’dan kaçmış bir suçluyu andırıyordu. Sürekli viski söylüyor, piposunu tüttürüyordu. Attığı kahkahaların en kısası üç mezur sürüyor ve kalıcı duyma kaybı ile tüm mahali tehdit ediyordu. Her kahkahasında petrol karası 32 dişini de sergilemeyi ihmal etmiyordu. Çok maymun iştahlı davranıyor ve muzdan mezesini bir şempanze kadar atik tüketiyordu. Artık onun maymundan geldiğini düşünmeye başlamak icap ediyordu ama daha kalıplıydı. Fazlaca evrilmiş bir goril familyasına mensup olduğu aşikardı! Bunu anlamak pek vaktimi almadı ama izbe, sade bir balıkçı da bir Godzilla‘nın ne işi vardı?!…

Çok iş ile uğraştığını, silah tüccarlığının son gözdesi olduğunu haykırmaktaydı. Artık saçtığı her hece radyoaktif bir atık tadı vermeye başlamıştı, artık bu işin dayanılası bir tarafı kalmamıştı. Gayri ihtiyarı bir refleksle, zat-ı muhteremi selamladım ve dedim ki ona;

”Namludaki sıcak mermi ısıtıyor mu iliklerini?!?Barut kokusundan sonra bir daha hoşgörü mevsimi gelmedi! Şu faniler alemi her ne kadar okla, yayla, silahla ve parayla, nükleer mızrakla yönetiliyor olsa da sivil hizmete mahsustur bu dünya!?”

Godzilla kılıklı mağrur apıştı kaldı ve bana doğru pek yan baktı! Göz ucuyla fedailerini aradı ve ekşiyen yüzünde üç nokta yedi şiddetinde bir sarsıntı vardı. Üç numaralı bakışını attı ve ”Sen beni tanıyor musun?” dedi. İçindeki savaş mühimmatı artık nefesine yığınak yapmıştı. Elbette evet dedim, ”Kapitalizm’in muadilisin! Pek çoktur yan etkin,hayata negatif tesirin…”

Mimiklerindeki narsist disiplini ile birlikte ”Sen kimsin ki?” dedi, ”bir fani!” ve yine meydandaydı 32 dişi. Ona cevaben dedim ki ”Sen yaralı bir kuş görsen onun bile kanatlarını yolarsın, sonra da yastığına tıkarsın, çok hamaratsın ve sen kuş tüyü yastıklara feci alışmışsın!” Sinirlendi, para saymaktan nasır tutmuş parmaklarını kenetledi ve ”Ben bir para babasıyım, parmağımda dünyayı oynatırım” dedi, ”Hı Hı” dedim ”İskele babası!” ve ekledim;

”Ederin nedir senin? Örneğin sen bir iyilik eder misin?!?Kendini en yakın kumbaraya atabilir misin?!?Sen insanlığın başındaki çok bilinmeyenli bir dertsin?”

Daha da öfkelendi, ”sen de alt tarafı, üst tarafı, her tarafı bir fanisin” dedi, haklısın dedim ve ekledim ”Senin cebinde külçe külçe altınların ve omzunda gıcır gıcır otomatik silahların var. Benim ise içimde küçük bir park var, aramızda ne çok fark var!?” Bunu duyan godzilla uysalca gülümsedi ve ”Biliyor musun” dedi ”Seni nasıl anlayabilirim ki? Senin içinden park silüeti eksilmezken, ben daha tahterevalli yüzü bile görmedim ki, ben daha salıncağımı gökyüzüne bile sürmedim ki”. Gözlerinden iki külçe altın sarısı gözyaşı gelmişti…

Kalktım parka götürdüm bu kapitalist beyzadeyi, ”Çocuk olmayı yeğlerdim” dedi ve salıncağını göğe süre süre ”Money For Nothing” söyledi ama her ne hikmetse yine petrolün varil fiyatı yükseldi! Borsa bir sakarlık etti ve tepe taklak yere serildi ama Wall Street‘ de, Dow Jones‘da her nedense sadece insanlık hacmen değer kaybetti ve savaşların kol gezdiği şu kurşun geçiren dünyada materyalin makalesi başladığı yer de bitti;

Yalnızlığımı motelin vestiyerinden aldım! Cebimde insanlığım, sırtımda yalnızlığım.Ben hala aynıyım, sterlin kaç oldu?!…Paritelere göre Pi sayısıda artıp düşüyor mu? Renkli TV gerçeklerin üzerini full hd örtüyor mu?!…

B & B

2 Yanıt - “Bir İyilik Eder Misin?!…”

  1. Gül 26 Eylül 2015 - 17:33 #

    Kimsesiz renkler buldum ve kırık bir fırça.ne zaman büyük bir hayat çizsem.dünyaya benzeyen şekiller çıkıyor.içinde insanlığın olmadığı…

    • B&B 27 Eylül 2015 - 07:14 #

      İçimdeki apolitik çocuk, izimdeki aromantik buyruk der ki; Çizdiğin o dünyaya benzeyen şeklin bir köşesinde, turistik bir yöresinde Aylan bebek hayata uyuyor, tüm ajanslar bu resmi geçiyor ve yaradılıştan bu yana ilk defa tüm dünya aynı an da aynı noktaya bakıyordu. 40 yılda 1 de olsa renkli TV bir işe yarıyor, vicdanlar kırmızı alarm veriyordu! Küçük bir çocuk deniz kıyısında, insanoğlu ayakta uyuyordu!…

Yorum Bırakın