Bluesiana Sokakları

Giriş 21. Ara, 2009 by - Blog - 1.165 kere okunmuş

“Porte?ler, dumanlı başı ile naralar atarak geçip giden bir banliyö treninin sarsıntılarına uyanan raylara benzer. Önemli olan üzerinden kaç nota geçtiği ya da kaç kilometre hızla geçtiği değil, üzerinde taşıdığı her bir notanın ruhi ağırlığı ve bu yükü hangi topraklarda ağırlıyor olduğudur.” -  B&B

Her daim bir laf etmişimdir. Ne Paris, ne Casablanca… En iyi seyahat tecrübem, emeklemekten yürümeye geçiş aşamalarımda attığım ilk adımlarımdır. Bluesiana sokakları ise bir istisnadır. Blues; birbirlerine ardışık mavi vagonlar gibi, her istasyonda ayrı bir maceraya sürükler beni.

B.B.King?in her bir notası, Louisiana sokaklarında dolaşan siyah pardesülü bir kadını andırır.
Lucille adlı bir kadın, yüksek topuklu ayakkabıları ile bembeyaz bir porte?den hayata salınan.

Stevie Ray Vaughan?ın her bir notası ise, Texas?taki bir mercan yılanının kıvraklığını andırır.
Stevie?yi dinlemek, geleneksel yılan avlarından birine katılıp ruhumuza yediğimiz bir ısırıktır.

John Lee Hooker?ın her bir notası Missisipi deltasında pamuk toplayan yaşlı bir köleyi andırır.
Bir yandan ?boogie chillun? çalan, bir yandan ? freedom! freedom!? çığlıklarıyda çalkalanan.

Freddie King?in, Howlin? Wolf?un her bir notası ise Chicago?da terk edilmiş bir adamı andırır.
Neonların altında ?have you ever loved a woman? söyleyen ve ?back door man? ile söylenen!

B&B

Yorum Bırakın