Göğün Yakasındaki Broş

Giriş 04. Eyl, 2015 by - Blog - 3.260 kere okunmuş

Hayattan anladığım kadarıyla, sırlarımı portelere, asırlarımı parşömenlere yazdıktan sonra ya da şu 3 oda 1 salon hüznümden sokaklara çıktığımda, garajda homurdanan Harley’in tek notalık ballad’ıyla, bir özgürlük nüansıyla deltalarıma doğru yol aldığımda, akrebi solladığım da oldu yelkovana tosladığım da! Gönlümün coğrafyasında kaskımı çıkardığımda, ses hızını aştığım da oldu, ışık hızını zorladığım da! Tam vaktinde tan vaktinde en flet halimle, göğün yakasındaki broş gibi güneş açtığım da oldu, sağanak yağışlarım da! Asal acılarımla hayata çıkıştığım da oldu, masal arkadaşımla veya yasal sızılarımla hıçkıra hıçkıra ağladığım zırladığım da!…

Eksik olma sinyorita! Hal hatır soran kelimelerin kadar uzun soluklu ve mutlu, okunaklı bir ömür yaşa! Sen hep gönlündeki iyiliği sondajla hayata. Bir daha yaşamın kör kuytusunda, kor çukurlarında kendini bir rehine gibi hissetmeye başladığın olursa dikil hayatın karşısına! Yapış hayatın iki yakasına. Hüzün seni de var gücüyle kolaçan ediyorsa, cümle içinde iki ileri bir beri bocalayacak olsan da şu çeyrek ekmek arası hayata iki lokma şairlik tasla! Mesela;

Laf at hayata!…

İyi geliyor kelimeler insana, hayat laftan anlamasa da sözcükler avucunda bir turna, bir çimdik at mısralara, bir beşlik at hayata! Yine akrep ile yelkovan arasında kıstırıldığın olursa, zaman ellerinde büklüm büklüm bükülüyor olsa da, iki nefes arası bir virgül at, bir çentik at hayata! Kurduğun cümlelerin suyuna ekmeğimi bandığımda daha çok varıyorum tadına, tuzuna, acına, sızına! Katıyorum seni müfredatıma, kelimeleri reçel gibi sürüyorsun hayatıma! Tat katıyorsun akan zamana. Kalemin elinde bir pusula, yön gösteriyorsun manalara. Seni okuyorum içimdeki çocuğa, iki öğün arası karın tokluğuna!…

Ne ayraç kullanıyorum, ne de yapraklarını kıvırıyorum. Bazen kaldığım yerden, bazen baştan başlıyorum. Bazen takıldığım yerden, kısmen aşktan başlıyorum! İçimden ıslıklar çalıyor, kimsesiz patikalar boyu öksüz bir göl kıyısına doğru yürüyorum. Hikayenin en güzel yerinde, tam kagir duvarların ötesine geçtiğimde, yüreğimin önderliğinde yürüyebildikten sonra yolun sonu Mezopotamya diye daha büyük adımlar atıyorum. Ben yine eksenimde dönüyor, yolumu pergelsiz çiziyorum!…

Parmakların piyanoda seyahat ederken, gitarıma otostop çekiyor şarkına eşlik ediyorum. Biliyorum ki bugün de sabaha ‘Baddest Blues’ ile başlıyor, hatrıma mukayyet oluyorsun!…

Yine sana tam teşekküllü teşekkürler ediyorum!…

 

B & B

8 Yanıt - “Göğün Yakasındaki Broş”

  1. Gül 22 Eylül 2015 - 09:17 #

    Yavanıma bal oldun güzelliğinden lal oldum…

    • B&B 24 Eylül 2015 - 07:04 #

      Bu işin içinde bir ilizyon yok değil mi? Bir ‘ŞİİRBAZ’ gibi hecelerden kuşlar çıkarıyorsun sanki. Sözcüklerin kuş cenneti, Manyas misali!?
      Ört yüzüne gamzelerini, Gül şair gülümse ki kuşlar yuva bilsin kalemini, sözcüklerin kirpiklerini. Kokusu uçucu olmayan bir çiçeğe su verir gibi, tohumdan tomurcuklanan bir çiçeğe öğüt verir gibi, bereket gibi, su gibi yaz şiirlerini!…

  2. Gül 24 Eylül 2015 - 09:24 #

    Nadastaydı yediveren güllerim.Sağlıklı mutlu huzurlu bayram dikerim…

    • B&B 25 Eylül 2015 - 05:53 #

      Bayram şekeri tadında cümleler kuruyorsun. İyi dileklerinin peşinden üç nokta süsü verdiğin üç gül kurusu serpiyorsun. İmlalarına kadar teşekkür ediyor, iyi bayramlar diliyorum. Güleç günler yoldaşın, mutluluk sırdaşın olsun…

  3. Gül 25 Eylül 2015 - 11:45 #

    Dikkatsizliğim için özür dilerim…

    • B&B 26 Eylül 2015 - 12:13 #

      Cümle içindeki bir harf sürçmesi için mi bu özür dileği? Ben sözcüklerin yankısını, hecelerin armonisini dinliyorum. Bırak ‘L’ harfinin de akordu bozuk olsun. İyi dileklerinle konçertolar yazıyorsun…

  4. Gül 30 Eylül 2015 - 18:07 #

    Karın altından terleyerek uyandığım günden beri dileklerim diyar oldu…

    • B&B 1 Ekim 2015 - 07:22 #

      Laf aramızda kalsın, yeni başladığım ‘Buz Mavisi’ adlı şarkım şöyle seslenir;’Suların çekildiği yerden deniz yükselir!…’

Yorum Bırakın