Majörden Minöre Düşerken

Giriş 15. Nis, 2012 by - Blog - 1.263 kere okunmuş

Umuda yolculuk daha kundakta başlamıştı. Biberonlar yaşamın temasıydı, umuda yolculuğun ilk serüveni beşikte sallanmaktı ve ilk öğreti gözyaşlarıydı, gözyaşı hayata ilk temastı. İlk gözyaşları daha dünyaya gelir gelmez erkenden aktı, vakitlice bir yaşam telaşı başlamıştı, hayat bizleri bir yaşam mücadelesinin tam ortasına atmıştı ve amiyane tabirle adı yaşam savaşıydı! Bir savaşın koynunda olmak ne kadar acı ama elimde hep bir tutam zeytin dalı vardı…

İlk tebessümlerimizin bile bin bir manası vardı, gülücüklerimizin her biri mutluluk kavramı ile yapılan bir mutabakattı. Attığımız ilk adımlar yaşama tutunma çabalarımızdı, aldığımız her nefes hayat ile dayanışmamızdı, kurduğumuz her hayal iç dünyamızın gıdasıydı ve gecenin gündüze bıraktığı miras her sabah şafaktı! Güneşin elinde de her sabah nurdan bir zeytin dalı vardı?

Sonraları zaman biraz oyunbozanlık yapmıştı, zaman belki de bir entrikacı! Akrebin ezdiği her saati koleksiyonuna kattı, yelkovanın devirdiği her saniyeyi ganimetine kattı. Belki de her şey ışık yılı uzaklarda bir müzede saklı, belki de zaman bir antikacı! Kah umutlarımızı topladı kah yadigarları. Bisikletimizin gidonunu bir hayat mücadelesine kırdı ama çocukluğum o bisikletin selesinde kaldı ve bugün mavi çocuğun şarkısı yazıldı?

Bisikletimi gören var mı?

Onun selesinde benim çocukluğum vardı

Ve çocukluğumun elinde her daim bir zeytin dalı

Çocukluğumu gören var mı?

Sanırım beni büyütüp kendisine şarkılar yazdırdı

Majörden minöre düşerken ben, bir yanım ağladı

Bir yanım çocuk kaldı ve zihnime uçurtma bağladı

Mavi çocuk! Bu şarkı avucundaki son zeytin dalı?

 

Mavi Çocuk ve Zeytin Dalı ? B&B

Zaman attığımız her adımda bir yol arkadaşıydı. Sonbaharın kışa yolculuğunda zamanın imzası vardı, güneşin ufka her dokunuşunda zamanın emeği vardı ve mesuliyeti ağırdı, zaman vardiyalı çalışmak zorundaydı, zamanın iş sahası galaksiye yayılmıştı ve verdiği pek çok şeyi bir bir geri almak durumundaydı, her şeyin bir bedeli vardı! Zaman, hayata anlam katan birçok şeyin ellerimizden yitip gitmesini sağladı, üstelik hiç zorlanmadı. Önce uçurtmalar yaptırdı sonra oyuncaklarımızı aldı, karnedeki kırık notları, kopya kağıtlarını, bayramlıklarımızı, ne yapacaksa tüm bunları! Zamanın kopya çekmeye ihtiyacımı vardı?

Karakalem resimlerimi aldı, mavi bisikletimi aldı ama ne yana baktıysam geçmişimden izler saklıydı. Şimdi tek bildiğim zamana kaptırdığım hiçbir şeyi tekrar geri isteyemeyeceğim. Belki de bu yüzden anı defterleri biriktirdim, günlükler, dünlükler, sararmış resimler, ütüsüz mevsimler, tarihi geçmiş güzellikler ama toplamda her daim sadece bir can sahibiyim, onu da bir gün teslim ederim. Her şeyin hayırlısı diyelim, ne diyeyim?

Yelkovan bisikletime binsin, önce tekerleri şişirsin. Akrebe de bayramlıklarımı hediye ettim. Güle güle giyinsin! Saatli marif takvimlerine de çocukluğumu ikram ettim ve kum saatimi bugünde tek bir kum tanesi ile besledim ve zamana birkaç paragraf takdim ettim! Bir gün bisikletimi geri vereceğine eminim, işte o vakit ödeştik farz ederim! Ve şimdiden teşekkür ederim?

 

B&B

Yorum Bırakın