Muddy?nin Sihirli Lambası

Giriş 10. Ara, 2009 by - Blog - 3.479 kere okunmuş

Evvel zaman içindeydi, 90?lı yılların tam ortasındaydım. Kışın, ilk reveranslarını yaptığı bir Pazar akşamında, Cihangir sokaklarında yürüyordum. Rüzgarın üzerime üzerime süpürdüğü toz, toprak ve yapraklar eşliğinde köhne bir antikacı dükkanının kapısını çaldım:

Knock!, Knock!, Knock! Bu çaldığım ilk blues riff?iydi sanırım.

İçeride, Muddy Waters?ın elektrik gitarından yükselen cümleleri ile atışmalarını dinliyordum. Borulu bir gramofonun iğnesindeki taş bir plakta sıkıştırılmış kömür kokusu ve de delta blues…

Ruhumun gölgesine basmadan, hızlı adımlarla hediyelik eşyalar arasından geçip, duygularımı birbirine çarpan ilk blues müzisyeninin plaklarına koştum. Ondan duyduğum ilk öğreti şuydu;

?İnsanı iki şey blues?a iter; ya açsındır, ya da sırılsıklam aşık? – Muddy Waters

Taş bir plak vardı ellerimde, ceplerimde ise onu satın almaya ucu ucuna yetecek kadar param.
Yalnız küçük bir eksiğim vardı, odamda Muddy Waters dinleyebileceğim bir pikabım yoktu.
İçimde ki hüzünün, birbirine komşu kumdan kaleler gibi, blues?un dalgaları karşısında nasılda çözüldüğünü dün gibi anımsıyorum. Benim için bir plaktan öteydi, Muddy?nin sihirli lambası!

Bende onu yerine geri bırakmadan evvel avucumda ovuşturdum ve 3 dilek tuttum. İlki şu idi;

Eve geri dönüşünü, blues ile ağladığım bir güne denk getir.
Tıpkı benden gidişlerin gibi, ağlayacağım bir güne denk getir.

B&B

2 Yanıt - “Muddy?nin Sihirli Lambası”

  1. mustafa arslan 3 Şubat 2010 - 11:37 #

    blues,bir kadına aşık olmaktır..ya da beş parasız kalmaktır.. eger ikisinden biri sen de mevcut ise blues yanı başındadır..mustafa arslan.

    • B&B 3 Şubat 2010 - 20:55 #

      Evet, haklısın dostum! Uzaklara gitmeye gerek yok, o çoban yıldızının kapı komşusu değil! Kimi zaman aşk kadar yakın, kimi zamanda açlık kadar teğet geçen bir yerlerde blues.

      Ancak 21.yüzyılda ona ulaşmak için işaretleri doğru takip ettiğimizde ?beş parasızlık? yahut ?sevgi? kadar yanımıza sokulan üçüncü bir unsurla daha karşılaşıyoruz. Dijital dünya, saf müziğin ruha aktığı bir nehir yatağını kurutarak kendi elleriyle kırmızı alarmlarımızı çalıyor ve insanoğlunu suyun kaynağına yürümeye zorluyor, blues?un olduğu yere!

Yorum Bırakın