Progresif Bir Motif

Giriş 01. Nis, 2012 by - Blog - 3.408 kere okunmuş

Gecenin deminden süzülen, bir ?dip not? inceden;

Söz meclisten dışarı diye başlamalı ama katil doğanlar ile şeytancıklar şu cümlelerin sahasında ise, her neyse! Üzerine alınmasın kimse…

Evvel zaman içinde tavsif ettiğim bir ayrımcılığım vardı benim. Küçüktüm, ufacıktım ve çocukları ikiye ayırırdım; Uçurtmayla oynayanlar ve sapanla kuş vuran ahmaklar! Büyüdüm, artık kocamanım ve akranlarımı ikiye ayırdım; İnsan gibi yaşayanlar ve katil doğanlar!

Bilirim ki her şey karşıtlarıyla var. Melekler ve şeytanlar! İlkbahar ve Sonbahar! Uçurtmalar ve sapanlar! Sevdalar ve vedalar! Fıkralar ve dramlar! Vesaire?

Şu Temel Reis?in fıkraları varsa, Muhtemel Reis?inde tematik suskunlukları var!

Şu Temel Reis?in kahkahası varsa, Muhtemel Reis?inde döktüğü gözyaşları var!

Şu Temel Reis?in ıspanağı varsa, Muhtemel Reis?inde açlıktan düşen bir tansiyonu var!

Şu Temel Reis?in Safinaz?ı varsa, Muhtemel Reis?inde nacizane bir gönül ütopyası var!

Birde çalıntı mutlulukların etrafında dönen ve döndükçe birilerinin başını döndüren şu dünya var! Sahibinden satılık günahlar var! İkinci el yalanlar var! Bu düzeneğin birkaç sayfa geri dönmeye ihtiyacı var?

Kozmonot bir arkadaşım var, aklı bir karış havada yaşar. Uzaktan bakıldığında, uzaydan bakıldığında portatif bir ‘nokta’ kadar görünüyormuş dünya, acaba hangi cümlenin sonunda dünya? diye içimde bir merak var! Hala sevgiyi mi noktalamakta dünya? Boş ver şimdi, sen suallerime bakma! Bir plastik şiirim var, bestelediğim ama söylemediğim, birilerinden söz ettiğim! Kağıt üzerinde iki lafın belini kırarken şöyle demişim;

 

Egoların var senin ahbap!

Ağzınla kuş tutabilirsin ya da sapanla haklamak istersin

Bir çiçeği filizlendiği topraktan söküp ayırabilirsin

Ama vebalini hiç düşünmezsin!

 

Ferrari?n var senin ahbap!

Bir çiçeği filizlendiği toprakta siler geçersin

Tabiatın sırtına sapladığın sancıyı önemsemezsin

Toprağın koleksiyonuna verdiğin hasarı düşünmezsin

 

Hakikaten neyin var senin?

Bir çiçeği filizlendiği topraktan söküp ayırabilirsin

O toprağında seni hayattan çekip alacağına eminim!

Egoların ve Ferrari?n o gün seni kurtarabilecek mi dersin?

 

Çok paran var senin ahbap!

Toprak anaya borcunu taksit taksit ödersin!

Cehennemin dibinde ısıya mukavemetli bir post makinesi var ise!

Cehennemin dibinde de kredi kartı geçiyor ise!

 

İyi giyimli bir melek geldiğinde,

Son dileğini merak ettiğinde,

Buralarda yerin yok senin dediğinde,

Kendine gelmek için tahviller sana yetmeyince

Plastik bir çiçek kopardığını söyle!

Ve bak bakalım kim inanacak o işe!

 

Plastik Bir Şiir – B&B

 

Öyle işte, nacizane bir merakım daha var; Şu Ufolar ne zaman gelecek ‘kurufasulye – pilav’ yiyecek?

B&B

 

 

4 Yanıt - “Progresif Bir Motif”

  1. Koza 2 Nisan 2012 - 08:21 #

    Plastik şiir hayata önem kaandırdığı sanılan sözler uçuruyor.Peşin hükümlerle ödeniyor aitlik senetleri.Sesler yükseliyor.Sesler susuyor.Hiçbir şeyin tam ortasında.Masal kahramanları tek tek düşüyor.

    • B&B 12 Nisan 2012 - 15:30 #

      Yaşamın sunduğu tek garanti, doğumun sunduğu tek garanti; Ölümün soğuk gerçeği! Ama Oscar Wilde’ın dizelediği gibi ‘Aşkın gizemi ölümün gizeminden daha büyüktür’… Toprağın koleksiyonunda gizli bir ipucu var sanki! Herkes bir kere ölümü tadacak ama herkesin bir kere aşkı tadacak vakti ve yüreği olmayacak! Aşk satın alınamayacak ve koparılan tüm çiçeklerinde söyleyeceği bir söz olacak! İşte o vakit birileri son yalanlarını haykıracak, egoları tavan yapacak ve son günahları yankılanacak, hepsi bu!

  2. Vasko 2 Nisan 2012 - 08:28 #

    İçine insanların sıkıştığı bir masal ne kadar sıkıcı…Duvarlara düşen sahte gölgeleriniz gibi.Doğrularınızın oluşturduğu yalanlarınızdan haberiniz var mı?Hiç olmadığı kadar kirli.Sesleriniz çirkin.Ve…de..Küf tatlı…

    • B&B 13 Nisan 2012 - 13:25 #

      Zihninize, yüreğinize, kültürünüze, emeğinize sağlık! Ne de güzel anlatmışsınız. Bu dünya tırnak içinde ‘Gölge Oyunlarına’ sahne oldukça kumpasların kumpanyası olacak bu dünya! Ve o ‘Çirkin Seslerin’ çimdiği ruhun kulağını tırmaladıkça, yanlışlar doğruların miktarına denk oldukça, yanlışlar doğrular ile akran oldukça daha küfe küfe küf taşıyacak bu dünya sırtında…
      Küresel ısınma sonrası buzullar yüzünü döktü, buzulların gamzeleri okyanuslara gömüldü! Zihinsel aşınma sonrası gerçeklerin üzeri örtüldü ama hırsların maskesi düştü ve Napolyon’un yine tırnak içinde şu ‘Özlü’ sözü dünyanın sırtına çöktü; ‘PARA!PARA!PARA!’… Nereye kadar azizim, siz söyleyin bana, fısıldayın paragraflara…
      Anımsadınız mı? Gaz Lambası bir neslin aydınlığıydı. Sonraları neonlar altında bir köşe kapmaca başladı! Köşeyi kestirmeden dönenler için alkış simsarları vardı, namı diğer menfaat tayfaları ve can almak iyi giyimli bir meleğin, Azrail’in görevi olarak kalmalıydı ama birileri o işe de el attı!
      Hoşgörü bir insanlık mirasıydı, hoşgörü bir insanlık adabıydı, hoşgörü geleceğe dair tek dayanağımızdı! Azıcık sevgi azıcık hoşgörü lazımdı. Alaaddin’in Sihirli Lambasında hoşgörünün tortusu vardı ama isteyen olmadı, öncelikler hep başkaydı, dünya başkalaşmaktaydı, hoşgörü öncelik olmadı! Acaba ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ nükleer başlıklı yeni hayatına hazır mı? Ona bunu kimse sormadı! Ve hiç bir insan dünyaya çiçek koparma hakkıyla yollanmadı! Aklımın tozlu raflarında saklı bir kitap vardı, Ferrari’sini Satan Bilge’nin elbet bir bildiği vardı…

Yorum Bırakın