Gökkuşağına Hamak Bağlamak

Giriş 29. Mar, 2010 by - Lotus'un Papirüsleri - 5.830 kere okunmuş

Bugün hava şu kente olabildiğince usluydu. Kafamı dinliyordum taş plaktan bugüne, ovalara yayılıyordum düm teka do düm teke. Cömertti güneş, hey-heylerimi ısıtıyordu ama geçmişten biri de keçilerimi kaçırıyordu. Lakin tedbirliydim baştan ona doğru, çitlerimi aşamıyordu koyu tiftik keçilerim. Aklına mukayyet olamayan bir çobanın kavalından experimental incilerde dizecek değilim.

Mavi göl?ün kıyısında gezinmeliyim dedim, orada bir cam buğusunda buharlı bir kalp gibiyim. Sevgi taşlarımı sektirmeliyim adaya doğru. Üstüme iyilik, sağlık, sıhhat giyindim ve tam başımı alıp çıkıyorum evden derken, anlatmak istediğim şeyh çıka geldi birden. Kadim dostum sevgili ilham perisi! Wilham zile bastı sanatın gölgelerinden.

Hiç hesaba katmamıştım bana geleceğini ve bir anda buna kısa devrelerim nüksetti. Tam o anda koca bir ara daha verdim ben hayata. Dağınık karşıladım belki de onu ama zamanla alışmıştır bütün huylarıma, zamanla kapılmıştır meteor yağmuruma.

Buyur ettim, çalışma odasına doğru ilerledik, ayaküstü ?Ne içersin?? diye bir soruverdim. ?Kokteyl tadında güzel bir hayat dilerim? dedi ve bu onun dilinde sangria tadı gibi bir şeydi. ?Çok kalmayacağım, bende olanları al? dedi. ?Ne gibi Wilham?? dedim ve o başını öne eğdi, çatlamış ellerini birbirine kenetleyip ?Yarım kalan kırıntılarını al benden? dedi. ?Şarkı kırıntılarını sana yine geri getirdim!? Bir an için afacan bir çocuk gibi utandım, tek günahım ekmek kırıntıları sanırdım.

Sonra gitti her zaman ki kanepeye kuruldu ve ?Gel senle Lotus çiçeği üzerine konuşalım? dedi ve ekledi ?Onu ne zamandan bu yana tanıyorsun sen?? İşte o an gözlerimi yumdum gökyüzüne doğru ve ?4 ay 18 gün 16 saat 27 dakika 58 saniyedir? dedim.

Bir süre yüzüme takıldı Wil?in kara gözleri ve tüm gamzelerini içeren iri bir tebessüm etti. Ardından aynı soru yine fonda beliriverdi, ?4 ay 18 gün 16 saat 28 dakika ve 21 saniyedir tanıyorum? dedim. Peki kaçta bırakacaksın saymayı demesine müteakip kaşlarımı çatıp ayağı fırlamam bir oldu. Bariton?a kaçan şu ses tonuma bir soundcheck alıp ona sadece ağzıma gelen ilk şeyleri söyledim ?Sonsuza kadar yolu var! Bir sonu yok, sonsuza dek Wilham!?

Amplifikatör?ümün lambaları gibi gerilmiştim, hızlı adımlarla gitarıma doğru yöneliverdim ve Wilham?a ?Yere dökülen kırıntılarımı geri ver bana? dedim. ?Razıyım yüzümü, içimi müziğe dökmeye! Rüyaları da yaşanmışlıktan sayıyorum, umutları ve hayalleri. Lotus çiçeğim ufuktaki sonsuz melodim. O rüzgarın ısırıkları var hala üzerimde. Onun sadece bunu bilmesini istiyorum ve ona iftiharla bugünde gözyaşı sunuyorum. Gün üzerine parıldasın Lotus çiçeğimin, son sözümü de yine gökkuşağına bırakıyorum? dedim ve gittim bir hamak bağladım gökkuşağına ve başladım Lotus?uma tüm şarkılarını çalmaya…

 

B&B

4 Yanıt - “Gökkuşağına Hamak Bağlamak”

  1. SİS 20 Nisan 2010 - 19:49 #

    Yanlız kalmamak için herşey alternatifini arar.Ay ışığının suya yansımasıda bundandır.Varlığın gökkuşağına alternatif

    • B&B 27 Nisan 2010 - 11:13 #

      Gökkuşağına doğru bir manevraydı bu, Blue Lotus Blues tınlarken tüm kainat paralel evrenler kurulmuştu tam 5 ?inci? ay boyunca ve son gün saatler 17.52?yi vurduğunda buluşma noktasında kavuşmaya sadece 5 metre kala, gökkuşağına ramak kala sanki avaz avaz bahardı Nisan bana. Yaylılarda martılar, üflemelilerde şu rüzgar, vurmalılarda kalbimiz aynı şarkıyı okur, aynı havayı solur, aynı iklimi dokur ve aynı sonsuzluğa doğrulur gibiyiz derken, kaynağına ait bir nehir ağladık yine aniden! Sevginin ve gözyaşlarının doğduğu yeri ve günü unutmadan, yolu Sahra?dan geçen bir nehir ağladık. Çatlamış çöl toprağına nazır, hayatın tüm kurağına karşı çağladık ve evet tam 5 ?inci? ay boyunca teğet geçtik yemyeşil deltalara, mimozalara, albatroslara, günbatımlarına, gökkuşağına, sevgiyle yol aldık birbirine çarpan 2 yüreğin coğrafyasında ve ?birbirimizi 1 saniye aksatmadan sevdik? derken baharda 11 Nisan?la birlikte sonsuzluğa dönüştü failen…

  2. SİS 28 Nisan 2010 - 13:02 #

    Susuyorum…zira teli kopuk fikrimin..

    • B&B 10 Mayıs 2010 - 14:45 #

      Fikrin ?e? halidir susmak, müziğin enstrümantal hali gibi, hissin ?e? halidir, kalbin ?e? halidir, bazen bir eylem bazen de bir elzemdir susmak. Kelimelerimiz boğazımıza düğümlenirken birer birer, background?umuzda kalp çarpıntılarımızı duymak, sekmeyen bir metronom üzerinde tik-tak, tik-tak?

      L.o.t.u.s şarkılarıma ?sus?lar kondurmak, ?es? vakti ?sus? vakti geldiğinde tüm alfabemi susturmak, gitarımı susturmak, riff?leri, rhodes?u, hammond?ı, bass?ı, trompet?i susturmak ve o an sadece L.o.t.u.s aşkına atan kalbimin ritmini duymak, fikrini almak ve yalnızca ona ayak uydurmak tik-tak, tik-tak?

Yorum Bırakın