Güneşe Kahvaltı Hazırlamalı

Giriş 14. Nis, 2012 by - Lotus'un Papirüsleri - 1.078 kere okunmuş

Ne olduysa gecenin son demlerinde oldu, yine içimde bir duygu konvoyu oluştu, sözün kısası bu paragraflar gecekondu?

Sabaha karşıydı, güneşin kepenkleri kapalıydı daha gün ağarmamıştı ve nasıl olduysa uykum evden kaçmıştı! Bu işe hiç şaşırmamalıydı, zaten bu ara uykumla aramız açıktı, sanırım artık uykusuzluğa alışmalı. Ninnisiz geceler ile yine tokalaşmalı ve uyku yoksunluğunu hayat memat meselesi yapmamalı. Uyku zaten bir zaman israfı, bir gece yalanıydı, bir telaştı ama uykumun sahafından aldığım fotoromanları, yerçekimine karşı koyan rüyalarımı özleyeceğim ve sevgili mavi yastığıma sımsıkı sarılışımı?

Şimdi yine kelimelere sığınma zamanı! Kendimi tanıdım tanıyalı saman kağıtları ve mürekkep bir nevi yol arkadaşımdı. Zaten alfabemdeki harfler homurdanmaya başlamıştı, sessiz harflerimin bile dişleri gıcırdamaktaydı, bu alfabetik bir başkaldırı hazırlığıydı! Harflerimin yaptığı içime attıklarıma dair bir serzeniş planıydı. Ünlemler tepemin tasına yakın muhitlerde uçmaktaydı, soru işaretleri asabıma doğru birkaç sorti yaptı, sanırım maksatları sessizliğimi tartaklamaktı! Sessizliğimin halkalarını kırmaktı maksatları. Tanırım ben imlacıkları, neyse ki her şey kontrolüm altındaydı, bu adamın iç dünyası her daim barışçıldı ve sakin olmak lazımdı, sükunet yine yoldaşımdı?

Sonraları sözcükler bir güvercin misali zihnimden havalandı ve bütün harfler şuracığa doğru kanat çırptı. İmlalarımın arasında büyük ?harpler? vardı ama bu adam yine sözcüklerine bir zeytin dalı uzattı ve yine ortaya zeytinyağlı bir harf salatası çıktı. Şu organik kelimeler zihnimin gıdasıydı ve kolestrolsüz cümleler blogal soframa saçıldı. Koynumdaki gitarımın tellerinde cıvıldayan notalar ise yeni güne kanatlandı, her biri konacak bir ağaç dalı aramaktaydı. Neyse ki yüreğimdeki kar beyaz portelerim notalarımın konaklayabileceği bir fidanlıktı ve iç dünyamın toprakları daha erozyona uğramamıştı, dış dünyanın heyelanları ile uğraşmaktan fırsat bulamadı?

Şimdi gözbebeklerimle gökyüzüne dokunmalı. Kozmosun el yazısı gönlümün yazgısı kadar okunaklı, yıldızlar ile gökyüzüne bir kompozisyon yazılı, gökyüzü ışıl ışıldı ve gecenin satırbaşında yine Ay Dede vardı. Kainatın mısralarını okudukça, evrenin aydınlığı iç dünyama doldukça, tabiatı cümlelerime dokudukça gecem daha da dokunaklıydı?

Sağ yamacımda sigaram yanmaktaydı, sol yanımda yüreğim! Çektim bir nefes ikisinden de, üzerine bir yudum kahve, akabinde dudaklarıma gözyaşları gibi çökerdi telve. Silmedim bile bile, dudaklarıma orta şekerli kahvemden bir dirhem hediyemdi acı telve. Kahvemi yine özenle kıyı rüzgarları karıştırmıştı, aklımı ise güneşin gecikme olasılığı! Tam o anda ufkun rıhtımında bir kıpırtı, bir ışıltı ve yine güneşin yeni güne ilk reveransı başladı. Yine güneşin boyasız saçları bukle bukle dalgalandı, saçlarının her teli pırıl pırıldı, yine gözlerimi kamaştırdı güneşin edası çalımı. Sanırım artık güneşin şarkısını yazmanın zamanıydı, hatta tam sırasıydı?

Nede olsa güneşin bereketi bugünde bu kentte ve güneş benim şehrimde herkese eşit mesafede! Yıpranmış çiçeklere, körelmiş zihinlere, ödenmiş bedellere, yaralanmış tebessümlere, yarılanmış ömürlere, ilk nefeslere, son nefeslere, güneş benim şehrimde her şeye eşit mesafede! Sararmış resimler bile bir umutla güneşlenmekte. Güneşin nefesi dokununca şehre umudumun kandilleri bile bronzlaşıyor yine?

Şimdide bir şarkı düştü aklıma işte. Söylüyorum kendi kendime, söylüyorum yüreğimdeki özneye! Zihnimin mahzeninde yıllanmış klasiklerden birini dinlemenin tam vakti yine. Eloy yörelerinden ve ortalıkta gezinmekten pek fazla hazzetmeyen ama duyumsandığı yerde de, tadıldığı yerde de tadından yenmeyen, vazgeçilemeyenlerimden, güneşin ekseninde dönen enfes bir şarkı! Haydi başlasın güneşe saygı kuşağı, aydınlığın bereketine, tabiatın mareşaline, aşk ile geçen her saniyeme ve gün/eşime sevgilerimle?

Şarkıyı bağır çağır çalmalı ve güneşe kahvaltı hazırlamalı! Çayı ne kadar kaynatırsam kaynatayım güneşe soğuk gelecek, olsun güneş bu sabahta bana kahvaltıya gelecek! Sonrada masada yine bir eksik görecek ve bana ?Beyaz Lotus Çiçeği nerede?? diyecek! İşte o vakit boğazımdan yine tek lokma geç-me-ye-cek… … … … .

 

B&B 

Yorum Bırakın