Kamelyadaki Mektup

Giriş 11. Haz, 2010 by - Lotus'un Papirüsleri - 5.680 kere okunmuş

Ufkun kapısını çalan sabahın nevroz saatleriydi. Şu suratsız pazartesilerin ağabeyi fiyakalı cumartesiydi, attım onu da cebime ve ?Aşkta hafta sonu yoktur, olmaz! İzin isteme lüksün yoktur! Sadece hata sonu tatilleri kullanılır ve ayrılıklara çıkılır aşktan!? diye diye mesaisi hiç bitmeyecek sevgi atölyeme doğru yürüyordum?

Ben orada A.Ş.K üretiyordum. Ben orada U.M.U.T üretiyordum. Ben orada çakıl taşları gibi rengarenk düşler üretiyordum. Cebimdeki adayı alabilmek için ne kadar çok hayal üretmiştim, ne kadar çok ümit biriktirdim, bir ben bilirim! Ama oradaydım artık, cebimdeki ada?da! Çocukken kumbaralarımın içinde sakladığım diyarlarda…

Bana postmodern mağrurluğu ile neoklasik mağdurluğumu yaşatıyordu güneş, falezler ortaçağın figüratif el sanatçıları gibiydi ve kumdan kalelerimin pencereleri ardına kadar açılmış idi. Kim vardı ki içeride yalnızlıktan başka?

Bilemiyordum ama ?İlk dans başlamalı? diyordum ve adayı saran rüzgarlar davetiyelerimizi dağıtıyordu, ceylanlara, papağanlara, sincaplara, palmiyeler bile kalkıp gelmeye söz verdi balomuza. Birde davetiyeleri dağıtma işi dalgaların üzerine vazifeydi. Denizatlarını, balinaları, yunus kolonilerini bir bir davet ediyordu deniz ilk dansımıza ama Kaf dağının ardında kalmış bir balo gibi gözyaşlarım ile birlikte yine sadece günbatımı geldi ada?ya Lotus çiçeğim.

Ağlıyordum! Yüzümde ki dar bir sokak arasında kamelyalarımı suluyordum ve susuyordum, yine yüreğimin yayınevini kapsama alanı dışına atıyordum. Aşık olmuştum! Bizzat tanık oluyordum aşka ve tüm zamanların en çok çekilen fiili gibi yaşıyordum. Hani yüreğimizin ara sokakları bile trafiğe kapanır ya o günlerde, içimde beliren tüm bu ifadelerimi birde güz yüreğime sordum ama ?Sus? dedi ?Hadi düş peşime!? dedi şu yüreğim ve bu aşk serüveninin 213 üncü gününe kadar geldim?

Şimdi karaya oturmuş ?a.ş.k? bandıralı bir gemi gibiyim. Müsait bir yerde durmayı filan istediğimden değil, sadece kıyıyı itelemeye çalışıyorum ben sana doğru. Sadece iki kıtayı kavuşturmaya çabalıyorum Lotus?um ve aramızdan su bile sızsın istemiyorum artık. Ana karanın tüm parçalarını birleştiriyorum ve okyanusu da dört yanımıza serpiştiriyorum. Bu mektubu da sana zarflayamasam da böylece havale ediyorum?

Hadi gel Lotus çiçeğim, paralel evrenimize geri dönelim ve demir alalım şu kıyılardan, denize açılmış ?a.ş.k? bandıralı bir gemi olalım yeniden. Kamaralarımda ol, şu mercan kayalıklarıma bir bak! Güvertelerimize taşın. Kamelyalarıma dökülen yıldızları hadi gel sen topla, manzarama açılan yakamozları çerçevele hayata. Güverteme kıyı rüzgarları yerine aşk fırtınaları serp! Kasım tütsülesin bedenimizi ve 4 mevsimin kokusunu çekelim ciğerimize. İçimizdeki mavi&beyaz sancaklar salınsın ve göndere çekelim aşkı, gel yine bizi koru! Yelkenlerimizi aç yine geleceğimize doğru?

Hayat burkulması enlemleri ile kalp kırığı boylamları arasında bir yerde seni her şeyden ve herkesten ayırt etmeye çalışan bir batık gibi yaşıyorum. Bilmem anlatabiliyor muyum ki Lotus çiçeğim. Buradan nasıl haykırsam bunu sana bilemiyorum!

Seni seviyorum?

Tanıdığım daha uzun bir cümlede yok ki benim. Yüreğime söken 213 üncü şafak ile birlikte, tam 5112 saattir, 306 bin 720 dakikadır bir Rolex hassasiyetinde tek salise bile aksamadan seni seviyorum. Saatim sonsuzluğu 3 geçse de sana yine bunu söyleyeceğim. Elçiye zeval olmazmış ya Lotus çiçeğim bende yüreğimin elçisiyim, bunu biliyorum!

Seni seviyorum?

Tüm bunları 12 puntoya sığışıp yazamıyorum ama yüreğimi iyi bilirsin sen, emprovize duygularımı, açılmak istiyorum ben yine sana kavuşmak istiyorum. Seni özlüyorum ve ?Üstü kalsın!? diyemiyorum ki Lotus çiçeğim ama üstü kalsın hesaplar ödüyor bu yürek sanki! Adımız niye ayrı kıtalara yazılı Lotus çiçeği? Şu 7 güne sığışan haftaları, 4 mevsime yol açan yıllarımızı istiyorum ve korkuyorum! Yine aynı kamelyalarımız altında ağlıyorum, susuyorum ve tanık oluyorum aşka. Elimde bir buket A.Ş.K defnesi ile, ?St.Camellia 213?de nefesini bekliyorum ve bir mucize istiyorum!

Seni seviyorum?

Hani ?Aşk bir sanat ise her nefesimiz de lirik olacak, şiir olacak! Ya da İlim ise aşk her kavuşmamız bir buluş olacak, bir keşif olacak!? derdim ya sana, bak aşkın ilmihalini yazdık biz yüreğimizin yağına. Viktorya döneminden kalma bir sanat hadisesi gibi!

Bana Rönesans?ımı yaşatan bir gönül protokolü bu. Bütün imzalarıma bir bak! Şu kırmızı panjurlu yüreğimin verandasına, pıhtısına ve bal konağına harmanladığım mutabakatıma, bütün nüshalarıma bir bak! Yaşlı bir söğüt ağacının iki büklüm gölgesine, kavuğuna, kesişen yollarımızın kurumuş bozkırlarına, ırmağına, sonsuzluğa açılan kalifiye gözyaşlarıma, umutlarıma, tohumlarıma, ikimizin arasındaki protokolün her nüshasına bir göz at! ?H? diye başlar ?A? diye başlar bu yazıtlar!

Hani ?Kısa metraj bir film gibi başlar bütün aşklar? derdim ya sana sonrada arka planda plaklar cızırdar, sana çalabildiğim tek bir şarkı bile yok artık! Hani baharda kumdan kalelerimin içine sakladığım, yağmurdan sonra da gökkuşağının altına, terasına, hamağına, dört bir yanına, bazen de ıslıklarımın ardına gizlediğim tek bir şarkı bile yok artık!

Üzerinde güneş batmayacak imparatorluğumuzdur A.Ş.K! Ama tam tamına 7 ay oldu bugün Lotus çiçeğim. Bir yanlış şık varsa bu işte bana söyle. İki yalnızlık varsa bu işte bana söyle. Bir makdulün mektupları okunmakta ise ve film bitti ise Lotus çiçeği, ?Şu mektupları en güzel yerinden yırtmak gerekli? de, ?Hayat bizi tavsif etmedi? de, ?Aşk bizi ıskaladı geçti? de, ?Ötesi yok ki bunun artık? de Lotus çiçeğim ama biliyorum, bana ?Gösteri devam etmeli!? dediğini duyuyorum, yine ?Show must go on? u dinlediğini hissediyorum. Ne olur üzülme Lotus çiçeği, bize geriye kalan bu papirüslere bastığımız mühürler ise kamelyada son mektup bulunur başında da kavak yeli!

 

B&B

3 Yanıt - “Kamelyadaki Mektup”

  1. Blueser76 24 Ağustos 2010 - 19:42 #

    Bense hep umut tüketiyordum BB.. Son zamanlarda doğaçlama yapabildiğim tek şey ağlamak artık. Senin hüznündeyse hep bir umut var ne güzel.Bütün hüzünlerinin arkasında bir gökkuşağı saklı..Böyle kal dostum, aşkla kal…

    • imgeşist 5 Eylül 2010 - 22:05 #

      Ansızın yağmur başladı,
      Islandı hüznüm….
      Islandı mırıldandığım şarkı,
      Yağmura döndü yüzüm….

    • B&B 7 Eylül 2010 - 21:21 #

      Ektiğimiz duygularda bazen bağbozumuna uğrar. Bu bendeki de ‘yaban hüzünlerimi’ toplama mevsimleri. Ne bir eksik ne bir fazla, yerçekiminin ikizinde bir beyaz ‘yar’ çekimi, ‘aşk’ çekimi olunca ‘iyiyim’ denilemeyen flu vakitlerimin de iyimseriyim…
      Lakin beyaz Lotus çiçeğim için, aşkın görünen ilk 3 harfine akıl erdirmeye, yürek erdirmeye ant içmiştim ama diğer harflerini bu evrene sığdıramayacak gibiyiz azizim. Aşk, başucu kitaplarımız gibi yüreğine ışıldasın dostum. Her daim, 4 mevsim Shine!!! Vera’ya da selam olsun…

Yorum Bırakın